O yüzden yazarla bakanın normalde çok saygı duydukları dini konularda kendi aralarında şakalaşmalarında fazlaca şaşıracak bir şey yok. Her ortamda her zaman rastlanabilir. İki dost, yahut bir grup arkadaş, kendi başına düşünmekten bile imtina ettiği ve utandığı konularda, sıklıkla şakalaşır, "tövbe tövbe çarpılacağız" derken mahcup mahcup da güler. İşin bu tarafında eleştirilecek bir taraf yok fazla, ama ortaya çıktığında sanki külliyen yalanmış, hiç yapmazmış, hiç yapılmazmış gibi tavırlar gerçekten mide bulandırıcı.
İki ahbabın konuşmasının belli ki gizlice ve muhtemelen hukuksuzca dinlenip, tamamen siyasi çıkarına uygun geldiği "zaman"da ortaya çıkarılması da bir o kadar iğrenç. Bunu hukuk için, adalet için, toplum temizlensin diye yapıyorum derseniz bu da ikiyüzlülük.
İkiyüzlülüğün en uluorta yapılanı da, normal zamanda her türlü milliyetçiliği ırkçılıkla yaftalayıp, seçim zamanı millet, bayrak, marş üçgeninde demogoji yapmak. Hem de bunun seçim kanununa aykırı olduğunu bilerek ve bunu hatırlatana "yasaklayanı da yasaklarız" diyerek.
Türkiye'nin fazla ileri gitmiş demokrasiden, demokrasiye geçebilmesi için önümüzdeki yerel seçim kıymetli bir fırsat. Bakalım değerlendirebilecek miyiz?
Hepinize süper günler,
Cihan